Peygamber Efendimiz
Namazda Vürülmak
NAMAZDA VURULMAKRasul-i Ekrem s.a.v.'in de hazır bulunduğu 'Zâtü'r-Rika' gazvesindeki bir çarpışmada, müslümanlardan biri müşrik bir adamın muharebe yerinde bulunan karısını öldürmüştü. Kadının kocası da misilleme olarak mutlaka bir müslüman öldürmeye yemin etmişti. Rasulullah s.a.v. ve arkadaşlarının peşinden onları izlemeye başladı. Allah Rasulü akşam üstü bir yerde konaklama hazırlığı yaptı ve yanındakilere sordu:
- Bu gece istirahatimizde bize kim bekçilik yapacak?
Muhacir ve Ensar'dan iki adam cevap verdiler:..
Niçin Gülümsedigimi Biliyormusunuz
Resûlüllah (s.a.v.) ile ashabi ile beraber bulunuyordu, bir ara gülümseyerek:- Niçin gülümsedigimi biliyor musunuz? diye sordular. Bizler, 'hayir' deyince, Resûl-i Ekrem Efendimiz buyurdular ki:
- Kulun, Rabb'ine karsi kendisini müdâfaasindan ve Allah ile aralarinda geçen (su) konusmadan ötürü gülümsüyorum.
Kul der ki:
Efendimizi (S.A.V.) böyle sevdiler..
Hicretin dördüncü yılıydı. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) on Sahâbîye önemli bir görev verdi. Medine’den uzaktaki bazı kabilelere İslâmiyet’i öğreteceklerdi.
Kafile birgün yola çıktı. Zeyd ibni Desine ve Hubeyb ibni Adî de aralarındaydı.
Recî suyu denilen yerde, İslâmiyet’in yayılmasını istemeyen 100 kâfir onlara pusu kurdu. Hepsi de çok iyi okçuydu.
Müthiş bir çarpışma oldu. Sonunda Zeyd ile Hubeyb esir düştü. Diğerlerinin ruhu Cennete uçtu.
Bu İslâm düşmanları iki esiri Mekke’ye götürdüler.
Onları, Bedir Savaşında ölen yakınlarının intikamını almak isteyenlere sattılar.
Kâfirler, ellerini ve ayaklarını zincire vurdukları Zeyd ile Hubeyb’i ayrı ayrı yerlere hapsettiler.
Birgün Hubeyb’in elinde bir üzüm salkımı gördüler. Mevsim üzüm mevsimi değildi. Ona üzümü kim vermişti? Şaşıp kaldılar.
Yine de onları idam etmeye karar verdiler. Ten’im denilen yerde Mekke halkını topladılar.
Hiç Boyle Dostunuz Oldumu
Hiç Böyle Bir Dostunuz Oldu Mu?
Dâima düşünceliydi.
Susması konuşmasından uzun sürerdi. Lüzumsuz yere konuşmaz; konuştuğunda ne fazla, ne eksik söz kullanırdı.
Dünya işleri için hiç kızmazdı.
Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
Kötü söz söylemezdi.
Affediciliği sever, kimseye kin tutmaz ve intikâm almazdı.
Düşmanlarını sadece affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
...:: Veda Hutbesi::...
Bismillahirrahmanirrahim
"Ey insanlar!
"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim.
"Insanlar!
"Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil
mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden
Bir Eğitim Önderi Olarak Peygamberimiz
İnsana bilmediği şeyi öğreten, tüm her şeyin ismini öğreterek Âdem’in şahsında insanlığı eğiten Yüce Rabbimiz, peygamberleri eğitim ordusunun önderleri olarak göndermiştir. Peygamberler, Yüce Rabbin eğitim ve öğretiminden geçerek, ilâhî bilgiyi kuşanmışlar, onun gereklerini önce kendileri yaşamışlar ve bu konuda insanlığa en güzel örnekleri sunmuşlardır.
PEYGAMBERİMİZLE HAKKINI ARAYAN UKKÂŞE
Hz. Peygamber (sav.) artık ömrünün sayılı günlerini yaşıyordu. Altmışüç yıllık şerefli hayatını insanlara hidayet ve kurtuluş yolunu anlatmakla geçiren o şanı yüce insan bir karıncayı bile incitmemiş ve incitenleri de daima uyarmıştı. Fakat Allah elçilerinin de farkında olmaksızın çok ufak hatalar işleyebileceğini bildiğinden şu son anlarını yaşarken bütün mü'minlerle helalleşmeyi aklından geçirdi.İstanbul'un Manevi Fatihi Hikayesi
Ubeydullah-ı Ahrâr'ın torunu Hâce Muhammed Kâsım'dan şöyle nakledilmiştir:"Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri, bir gün öğleden sonra, âniden atının hazırlanmasını istedi. Atı hazırlanınca, binip Semerkant'tan süratle çıktı. Talebelerinden bir kısmı da ona tâbi olup, tâkib ettiler. Biraz yol aldıktan sonra Semerkant'ın dışında bir yerde talebelerine;
"Siz burada durunuz!" buyurdu.